Anadolu Potansiyeli Kaynıyor

PAYLAŞ

ANADOLU POTANSİYELİ KAYNIYOR

Anadolu büyük bir devinim içinde. Spor kulüpleri, Kobileri ve Üniversiteleri ile bu potansiyel harekete geçmek üzere. Hatta potansiyelini harekete geçirmiş iller bile var. Diğer iller arasında öne fırlamış iller bunlar. Bu Türkiye’de şehir rekabetini doğuracak. İşte şehir pazarlaması şimdi başlıyor. Gaziantep ve Konya bu illerin başını çekiyor. Kayseri, Bursa, Adana, Antalya, Kocaeli, Eskişehir yine güçlü potansiyele sahip olup bunu kaynatmaya yakın iller.

Kitleleri sürüklemedeki gücü dünyaca kabullenilmiş futbol bu potansiyeli ateşleyen baş aktör bugünlerde. Şehirlerdeki futbol mabetleri, marka madeninin çıkmasını sağlayan en büyük tetikleyici. Anadolu bunu keşfetti. Anadolu’nun kitleleri birleştiren statları nihayet kitlesel olarak tasarlanır oldu. Heyecanlı yerler olmaya başladılar. Tribünde bile olsanız uzaktan dürbünle seyredilen statlar yerini modern ve kompakt yerlere bırakmaya başladı. Bu kitlesel toplanma yerleri olan statlar güzelleştikçe, şehirlerin çehresi de değişti. Kayseri stadı bunun başını çekti ama devamını getiremedi. Cicim aylarından sonra sihrini bıraktı. Kayseri’nin tekrar toparlanması lazım. İnovatif bir yaklaşımla bu sihirli güce tekrar sahip çıkmalı. Konya stadı, Bursa stadı, Antalya stadı sırasıyla bu heyecana katıldı.

Konya şehri bunu daha iyi kullandı. Şu an stat iletişiminde imrenilecek yerde. Milli takımın mabedi oldu. Üstüne UEFA hedefi de eklenince Konya futbolun nimetlerinden faydalanmayı ufukta görmeye başladı. Geleceğe yönelik güzel tohumlar ekilmeye başladı. Vizyoner bir şehir olmak için büyük bir şans geldi ayağına. Bu Konya’yı tüm şehirler içinde farklılaştırıcı bir fırsat sundu, sunmaya devam edecek daha da.

Kamuyla ve özelle Konya futbol iletişimine kendini konumlandırdı. Bu önümüzdeki bir yıl bile Konya’nın kamusuyla özeliyle vizyon genişlemesine sebep olacak. Vizyoner düşünce toplantıları şimdiden yapılırsa bireyden kurumlara kadar herkes faydadan pay alacak. UEFA Kupası şehrin tüm bireylerinin vizyonunu farklılaştıracak çünkü.

Doğrular hedefe ulaşmayı sağlıyormuş demek ki. Bursa’nın şampiyonluğu gibi saman alevi gibi olmaması için Konya’nın ayaklarını sağlam basması lazım. Sadece spor yöneticilerinin işi değil bu. Kümülatif eylem gerektiriyor. Yoksa UEFA’da bir fantezi olarak gelir gider. Ama öyle olmayacak gibi görünüyor. Akıllar havada uçuşmuyor. Yöneticiler daha proaktif düşünüyor gibiler. Uzun stratejilerin ürünüymüş gibi duruyor mevcut başarılar.

Diğer iller Konya stadını baz alarak toplantılar yapıyorlardır herhalde. “Bizde ondan isteriz. Hatta ondan daha iyisini nasıl yaparız” toplantıları yapılıyordur. Çok da güzel yapıyorlar. Keşke daha iyi statlar yapsalar. İnşallah daha fazla seyirci çekecek, daha heyecan çeker mabetler Anadolu’da boy gösterir. Futbol kapasitesi bu ülkede daha çok bakir. Daha çok futbol mabetleri yapılmalı. Daha fazla futbol okulları kurulmalı. Daha fazla futbolcu buralarda yetişmeli. Futbol ihraç edebilir bir ülke haline gelebilmek için daha çok altyapı gerekli.

İşte rekabet böyle doğar ve gelişir. Futbol sayesinde şehir pazarlaması doğacak ve gelişecek. Şimdiye kadar bahsedilen şehir pazarlamasının zerresi şehir pazarlama değildi. Şehir satışından öteye gitmeyen çabalardı maalesef. Şehir pazarlaması için rekabet lazım. Şehirlerin rekabeti lazım. O rekabetten farklılaşma stratejisi doğar. Farklılaşma stratejisi iletişim ister. İletişim sürekliliği değer yaratır. Bu noktaya gelmek için çok çabalamamız da lazım. Zihinsel çabaların toplamında bu noktaya gelebiliriz.

İstanbul’un dışında farklılaşan illeri saysanız hangisi aklınıza gelir?

Eskişehir farklı diye söyleyebilirsiniz. Bursa’yı sayabiliriz. Gaziantep eh o da olur diyerek sayarız. Antalya turizm sahil mahil diyerek sayarız. Kayseri, Adana, Erzurum, İzmir, Muğla, Çanakkale saydıkça sayarsınız. Her şehrimiz kendine has güzel özellikleriyle farklılaşmıştır deriz. Farklı noktaya koyarken zorlanarak sayarız ama. Kenara koymaya kıyamayız. Pozitif ayrımcılıkla yaparız ama bunu. Şehir pazarlaması ve markalaşması pozitif ayrımcılıkla olmaz. Bu şehir torpilciliği olur. Şehir pazarlaması acımasız not vermeyi gerektirir. Az olan özellik çok talep yaratır. Şehirlerin farklılaşması için hangi özelliklerin az olduğunu ortaya sermek lazım. Şehir envanteri bunu herkese eşit mesafede gösterir. Pozitif ayrımcılıktan uzaklaşmak için bu sayım şart.

İşte bu dönem yeni dönem şehirlerin rekabetini daha gün yüzüne çıkarttı daha da çıkartacak. Konya, futbolu “İslam Dünyası Turizm Başkenti” konumlandırmasına nasıl entegre edecek dersiniz.

Bence başkent olan bir şehrin ve özellikle hoşgörü başkenti olan bir şehrin futboldaki hoşgörüyle entegrasyonu yeni konumlandırma stratejisinin de ayaklarının sağlam basmasını sağlayabilir. Ancak futboldaki hoşgörü için şehrin tüm bireyleri çok çalışmalı. Birbirine hoşgörülü davranışları kopyalamalı. Stattaki her maç hangi skorda olursa olsun küfürsüz ve gerilimsiz bitebilmeli. Tribün kapatma saha kapatma gibi cezalar asla ve asla Konya’da olmamalı. Gönül tüm şehirlerimizde aynı noktaya gelmek.

İslam kültürünün bileşenlerinin bir başkente turist çekme gücü o zaman gerçekleşir. Konya o zaman farklılaşır. Kendisine yapışan kötü ne varsa bütün çağrışımları üzerinde silkinerek atar ve olumlu ve pozitif çağrışımları üstüne çeker.

Bu güç nasıl harekete geçti. Kesinlikle Başbakanın hale gücünden (halo effect) . Başbakanımız Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu’nun varlığı Konya’nın potansiyelini ateşleyen müthiş bir avantaj. Bunu birçok alanda doğru ve sağlam hamlelerle uygulamaya sevk eden Konya rekabette ileriye sıçradı.

Diğer tüm şehirlerin farklı potansiyellerini masaya yatırarak rekabete başlamaları ülkenin gayrisafi hasılasına katma değer katacak. Rekabetin kelime anlamındaki kardeşlik ancak o zaman gün yüzüne çıkacak. Rekabet kavga etmek değildir çünkü. Rakibi dövmek onun arkasından atmak karalamak değildir. Rekabet birbirini tazelemenin yenilemenin anahtarıdır. Rekabetsiz insanda, kurumda kendini yenilemek ve geliştirmek istemez. Yani kötü bir şey değildir.

Bunu bilen insanların fazlalığı hoşgörü kültürünü yayar. Bunun yayılması zorlukların üstesinden gelme gücünü verir. Bu fotoğrafın büyük kısmını görebilme becerisini kazandırır. Cehaletin ilacı buradan geçiyor bir nevi. Anadolu potansiyelini ancak böyle keşfedecek. İşte tam keşfetme zamanı geldi çattı. Bilgiyle, sabırla, disiplinle, stratejiyle bu potansiyeller harekete geçecek. Kimler bunu harekete geçirecek, göreceğiz. Ben umutluyum…